Gece yarısı Diyarbakır sokaklarında yürüyorum. Surların gölgesi üzerime düşüyor, ay ışığı taşları aydınlatıyor. Şehir uykuda, sessiz, derin bir sessizlik var. Ama bu sessizlik huzur vermiyor, aksine içimdeki yalnızlığı büyütüyor.
Yalnızlık nedir? Sorusu takılıyor aklıma. Bir odada yalnız olmak mı? Kalabalıkta kimsesiz hissetmek mi? Yoksa anlaşılmamak mı? Belki de hepsi. Belki de hiçbiri.
Diyarbakır escort ilan platformu sayfalarında gezinirken görüyorum: Yüzlerce profil, binlerce fotoğraf, onlarca yorum. Her biri bir çağrı aslında. "Burada'yım, yalnızım, gel" diyen bir çağrı.
İnsan neden yalnız kalır? Belki de seçimidir. Belki de kaderidir. Ama şu bir gerçek: Hiç kimse yalnız kalmak istemez. Herkes birine dokunmak, birinin gözlerine bakmak, birinin sesini duymak ister. Ama modern hayat, bu en temel ihtiyacı bile karşılamamıza engel oluyor.
Escort Diyarbakır tartışma forumu nda bir yorum okumuştum: "İnsanlar neden escortlara gidiyor sanıyorsunuz? Seks için mi? Hayır, aslında birazcık ilgi, birazcık sevgi, birazcık anlayış için." Ne kadar doğru.
Düşünüyorum da, belki de en büyük yalnızlık, birinin sana gerçekten "Nasılsın?" demesidir. O sorunun içinde ne çok şey var aslında. Umursamak, önemsemek, merak etmek. Ama kimse sormuyor artık. Herkes kendi derdinde, kendi hayatında, kendi yalnızlığında.
Diyarbakır escort profilleri ve iletişim sayfalarında dolaşırken, her bir profilin arkasında ayrı bir yalnızlık hikayesi olduğunu düşünüyorum. Kimi evinden kaçmış, kimi ailesine bakmak zorunda, kimi sadece hayatın ona sunduğu bir fırsatı değerlendiriyor. Ama hepsi yalnız, hepsi bir şeyler arıyor.
Bir arkadaşım anlatmıştı. Bir escortla görüşmüş, saatlerce konuşmuşlar. Seks falan yok, sadece konuşma. Hayata dair, aşka dair, yalnızlığa dair. Çıkarken escort arkadaşıma "Bana iyi geldin" demiş. Arkadaşım da "Bana da" demiş. İşte bu kadar basit aslında. İki yalnız insan, bir gece için bile olsa, birbirine iyi gelmiş.
Yürümeye devam ediyorum. Surların dibinde bir kedi var, bana bakıyor. O da yalnız belki. Kim bilir? Belki o da birini arıyor, bir kedi arkadaşı, bir mama, bir sevgi. Hayvanlar bile yalnızlık çekiyor, neden insanlar çekmesin?
Diyarbakır'ın tarihi surları binlerce yıldır ayakta. Kaç yalnızlığa tanıklık etti bu surlar? Kaç gözyaşı döküldü gölgelerinde? Kaç aşk yaşandı, kaç aşk bitti? Bilmiyoruz. Sadece susuyor surlar, bildiklerini anlatmıyorlar.
Bir düşünce geliyor aklıma: Belki de yalnızlık, insan olmanın bedelidir. Düşünebildiğimiz, hissedebildiğimiz, sorgulayabildiğimiz için yalnızız. Hayvanlar yalnız hissetmez belki, onlar sadece yaşar. Ama biz, insanız, düşünürüz, hissederiz, sorgularız. Ve işte bu yüzden yalnızız.
Bir başka düşünce: Belki de yalnızlık, özgürlüğün bedelidir. Kimseye ait olmamak, kimseye bağlı olmamak, kendi kendine yetmek... Bunlar güzel şeyler ama bir bedeli var: yalnızlık.
Ama insan dayanamıyor bazen. Bir elin sıcaklığını hissetmek istiyor, bir çift gözün içine bakmak, bir kahve içerken suskunluğu paylaşmak. İşte o zaman platformlar devreye giriyor, escortlar devreye giriyor. Bir gecelik de olsa, yalnızlığa çare arıyor insan.
Gece yarısı sokaklarda yürümeye devam ediyorum. Bir ara bir kafe görüyorum, ışıkları yanıyor, içeride birkaç kişi var. Belki onlar da benim gibi yalnız, belki onlar da geceye yenik düşmüş. Bir çay içmek için giriyorum.
Garson genç bir çocuk, uykulu gözlerle siparişimi alıyor. Çayımı getiriyor, teşekkür ediyorum. Gülümsüyor, "Rica ederim" diyor. İşte bu kadar basit, bir gülümseme bile içimi ısıtmaya yetiyor.
Çayımı yudumlarken düşünüyorum: Belki de mutluluk, büyük şeylerde değil, küçük anlarda saklı. Bir gülümsemede, bir teşekkürde, bir "nasılsın"da. Ama biz büyük şeylerin peşinde koşarken, küçük mutlulukları kaçırıyoruz.
Bir saat kadar oturuyorum kafede, sonra kalkıyorum. Garson yine gülümsüyor, "Güle güle" diyor. Dışarısı daha da soğumuş, montumu sıkıca sarınıyorum. Otele doğru yürüyorum, surların gölgesinde kayboluyorum.
Yarın yeni bir gün, yeni insanlar, yeni hikayeler. Belki birileri buluşacak, belki birileri ayrılacak, belki birileri yalnızlığına bir çare bulacak. Ama şu bir gerçek: Yalnızlık hiç bitmeyecek. Çünkü insanız, düşünüyoruz, hissediyoruz, sorguluyoruz. Ve bu yüzden yalnızız.
Ama belki de sorun yalnız olmak değil, yalnızlığı kabullenememek. Belki de yapmamız gereken, yalnızlığımızla barışmak, onu kabul etmek, onunla yaşamayı öğrenmek. Ve ara sıra, bir gece için bile olsa, bir başka yalnıza dokunmak, onunla aynı anı paylaşmak.
İşte bu yüzden, escortlar var. İşte bu yüzden, platformlar var. İşte bu yüzden, buluşmalar var. Yalnızlığımıza bir çare bulmak için. Bir an için bile olsa, yalnız olmadığımızı hissetmek için.
Ve belki de bu, hiç de kötü bir şey değil.