KOBANİ (AYN-ÜL ARAB) DÜŞMEMELİ…

Mihrac Ural – 20 Eylül 2014 / Cumartesi – Kesab

Korkunç bir katliam ihtimali eşiğindeyiz. Türkiye’nin desteklediği İŞİD hızla toplu kıyıma yöneliyor.bölgenin tüm duyarlı insanlarını Kobani’ye bir biçimde yardıma çağırıyorum…

Tam bu saatte telim çaldı 23:15 (19 Eylül 2014 / Cuma). Kürt aydını, insan hakları komitesi başkanı, Yerel yönetim meclis üyesi İbrahim İsa boğuk sesle selam vererek belirtmeye başlıyor; “Kobani zorda ölüm kol geziyor, köyler boşaldı Türkiye İŞİD’e her türden yardımı yapıyor. İŞİD–Erdoğan el ele vermiş Kürt halkını yok etmeye çalışıyor. Durumlar çok vahim. Suriye ordusunun bir şeyler yapması gerek hava saldırısı olmazsa her şey çok güç olacak” dedi.

Sabahtan beri Kobani bölgesindeki olumsuz gelişmeleri takip ediyor ve zaman zaman YPG-ÖSO ittifakı üzerine yorum ve yorum cevapları yazarak gelişmeleri izliyordum. Dünyanın önemli haber merkezlerini tarıyor bütenlere bakıyordum. Haberler yaklaşık olarak aynı frekanstaydı. Kobani zorda.

Kobani, Arapların “Ayn-ul Arab” dedikleri Halep iline bağlı 60 bin nüfuslu ilçedir. Türkiye sınırına sıfır uzaklıkta. Uzun zamandır Türkiye yönetiminin desteklediği Nusra cephesi ve ÖSO şebekelerinin kanlı kıyımlarına mazhar olmuştu. Kürt halkı bu beldeyi korumak için canını dişine takmış evlatlarını şehit üzerine şehit vermiştir. Bu süreçte Suriye ordusu ve vatansever güçlerce de desteklenen yerel savunma komiteleri, beldeyi selefi cinayet şebekelerinin elinden kurtarmayı başarmıştı. Halep ilinin stratejik önemi ve Türkiye destekli kuzeyden gelen saldırılara karşı direnen Suriye ordusu Kobani’ye (Ayn el Arab) her zaman özel önem vermişti.

Ancak bu alanda ÖSO ve Nusra Cephesi buharlaştıkça dengelerde dayanışmalarda farklı boyutlar almaya başladı. Haklı haksız önyargıların da etkisiyle bölgeyi koruyacak ana ittifaklar yerine bölgeyi riske sokacak algılar ve ittifakların uç verdiği görüldü. Suriye’de hiç kale alınmayan ve önemsenmeyen YPG-ÖSO ittifakı, Türki medya kuyrukçusu Kürdi medya tarafından davul zurnalı olarak basına servis edildi. “Rojeva devrim” tantanasına eklenen baharat gibi ortaya sunulan bu anlamsız, yararsız, Kürt halkının bölgedeki vatan savunması çabalarını kirletecek, sisli hale getirecek ittifak gerçekte hesapsız bir girişim olarak belirdi. İttifak bildirgesi okunup Tekbir seslerinin yükselmesine karşı YPG’li gençlerin “Biji Serok Apo” sloganları bu iki ayrı aklın bu iki ayrı algınında bir yansımasıydı. Kendi adıma buna “iki ayrı ilahın ortak mabette namazı kılmaya zorlamak” olarak tanımladım.

Bu ittifak için cevabi yorumlarda da yaklaşık olarak şunları yazdım: “Kobani'de savaşan tüm güçler vatansever güçlerdir. Ancak bazı çağrıları hiç olumlu görmüyorum; ÖSO –YPG’nin giriştiği ittifak bu direnmeyi aksatır, güçlendirmez. Olay sayısal çoğalma olayı değildir, kararlı savaşmadır.

Yetkililerin yaptığı çağrılarda da olumsuz öğelerin olduğuna dikkat çekerek “ÖSO ile ittifaka biçilen rol çok yanlıştır ÖSO hiç bir şekilde vatan savunması saflarında işlev görecek bir şebeke değildir. Kobani’nin İŞİD tarafından baskı altına alınmasına karşı geliştirilecek tutum gerçek vatan savunma güçleri olmalıdır bunların başında da Suriye ordusu gelir. Hiçbir zorluk ilkeleri rafa kaldırmayı gerektirmez; böylesi hatalar büyük cepheleri bile çökertir. Bunun için mücadeleyle daha çok Kürt ve devrimci güçlerin katılması gerekilir. Sıkışmaktan dolayı şeytanla yapılacak ittifakların sonu hep hüsrandır.

Vatan mefhumu olmayan, Baştan beri ABD-İsrail-Türkiye-Katar-Suudi maşası olan ÖSO Kürt halkının yanında Kürt yerleşim birimleri lehine ve İŞİD’de karşı savaşması mümkün değildir; hele hela bunları “IŞİD'in yaptığı bu saldırılarının ikinci önemli nedeni ise orada bulunan ÖSO güçleridir. Çünkü Kobani'de ÖSO güçleri YPG'yle ittifak yapmış ve birlikte direnme kararını almıştır. Belli ki IŞİD bundan çok korkmaktadır.” Diye tanıtmak ciddi bir siyasal hatadır.

Düşmana karşı düşmanla ittifak kurulmaz. ÖSO düşmandır; bunlar öncelikle de Kürt halkının düşmanlarıdır, Irkçıdırlar, yayılmacıdırlar, Amerikan uşağı, İsrail ve gerici Arap ülkelerinin istihbarat teşkilatlarının da oyuncağıdırlar. Bu teşkilatların kışkırtmalarıyla Suriye’yi yakıp yıkan kelle kesicisidirler. İŞİD ile amaçları ve yöntemleri ve bağlantıları aynıdır. Yani Suriye’nin ve Kürt halkının düşmanıdır. Bunlar ne zamandan beri “düşmana karşı ittifak yapılacak güç haline geldiler” ki böylesi ittifaka aday olsunlar. Bu kendini aldatmaktır:

Bu çevrelerin içinde yer alan kelle kesici ahlaksızların Kürt halkını her fırsatta katledecek, ihanetleri para için yapmalarının önünde hiçbir engel yoktur. Bu güçlerle bir örgütsel yapı olarak değil tek tek bireyler olarak bile yardımlaşma öngörüsü yapmak tehlikeli ve yanlıştır.

ÖSO-İŞİD arasında egemenlik ve maddi olanak paylaşımı dışında hiçbir fark yoktur. Her ikisi de talan peşindedirler. Kürt halkının bu ittifaklardan çıkarı yoktur ve bu ittifak gerileticidir, safları sıklaştırmak yerine cehenneme çevirir.

Bunun için Kobani halkıyla dayanışmayı doğrudan istemek gerek, bunu de Suriye Ordusu ve vatansever güçlerimle dayanışmaya götürmek gerek daha da ötesi mümkün ise Türkiye devrimci güçleriyle ve Kürt halkının etkin katılımıyla bu savunma hattını güçlendirmek doğru olanıdır.

Şu saatlerde gelişmeler alabildiğine olumsuz durumdadır. 20 Kürt köyü İŞİD tarafından ele geçirilmiş Kobani’ye 20 km yaklaşılmıştır. Türk ordusunun da açık desteğini almaya başlayan ve sınırda konumlanması istenen İŞİD, MİT yönlendirmesi stratejik bir planın gereklerine göre adımlar attığı gözlenmektedir. Bunun bir boyuta Türkiye’de Kürt hareketini çökertecek adımları da içermektedir. Suriye’nin kuzey bölgelerinde YPG gibi Suriye Kürtlerinin vatan savunmasındaki eğilimlerini temsil eden bir gücü tasfiye ederek Türkiye Kürtlerinin siyasal yükselişinin önünü kesmek amacı da bu hamlenin hedefleri arasındadır; iki ayrı devletin hükümranlığı altında yaşayan aynı halkın birbiriyle bağını kesmek bu kurgunun temel amacını temsil eder. Türkiye’nin bölgede bitip tükenmez kirli oyunlarının yeni sahnesin de İŞİD böylesi bir anlam taşımaktadır; günlük 5 milyon dolarlık petrol satışının Türkiye üzerinden olmasının da başka bir anlamı yoktur. AKP kuyruğuna takılan atanmış Kürt siyasal şahsiyetleri ve ÖSO ile ittifak övüncü gösterenlere bu gerçeklerin bir kez daha hatırlatılması gerek.

Kobani düşer mi ? Bu soru iki gün içinde cevabını bulacaktır. Kobani’nin düşmesi, akıl almaz bir kanlı sürecin açılması demektir. Bundan herkes zarar görecektir. Kobani’nin düşmemesi için, Türkiye Suriye vatansever güçlerinin omuz omuza Kobani’ye destek olması gerek. Hiç vakit kaybetmedin imkanların seferber edilerek İŞİD’e bu mevziyi kazandırmamak erek. Kendi adıma yapmam gerekenleri sonuna kadar zorlayarak yapmaya çalışıyorum; bunların başında bildik tüm Suriyeli yöneticilere Kobani’nin ( Aynül Arab) İŞİD’in eline geçmesiyle gündeme gelecek tehlikeleri anlatıyor acil askeri ve hava desteğinin verilmesi gerektiğini belirtiyorum. Mevzilerimizden 300 km uzakta ve tüm bağlantı yolları terörist şebekelerce kesilmiş bir alana acil olarak yapılabilecek her şeyi yapmaya çalışıyoruz.

Yakında duran bu tehlikeyi atlatma çabalarımız sürerken, bundan daha önemlisi Suriye’nin direnen yönetimiyle, YPG dahil Kürt yerel savunma güçlerinin uzun erimli bir dayanışma algısıyla, açık gizli her türden ittifakın ikamesini yapmak gerek. Bu Öcalan’ın 23 temmuz 2014 çağrısında yer alan seferberliğin ve dayanışmanın ikamesidir de. Bu çağrıyı ÖSO ile ilgili görenler, kendi liderini anlamaktan aciz ya da bilinçli bir Suriye düşmanlığı gütmek isteyen Erdoğan kuyrukçusudurlar. Bu küçük beyinler b.u bölgede nelerin olup bittiğini hala kavramamıştır ve kendi halkına en büyük zararı vermektedirler.

Bu münasebetle bölgenin onurlu insanlarını tüm güçleriyle Kobani’yi desteğe çağırıyorum.