JustPaste.it

Bozan: Bu karar mahkemeden değil, iktidardan çıktı

DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atanmasına ilişkin yürütmenin durdurulmasının reddedilmesinin hukuki değil siyasi olduğunu vurgulayarak, “Ortada mahkeme kararı değil, AKP iktidarının aldığı siyasi bir karar var" dedi.

ALİ BOZAN
  • ANF
  • MERSİN
  • Perşembe, 5 Şubat 2026, 07:04

Mersin’in Akdeniz ilçesinde DEM Parti yönetimindeki Akdeniz Belediyesi’ne 13 Ocak 2025’te kayyım atanmasının ardından açılan davada, yürütmenin durdurulması talebi reddedildi. Görevden alınan belediye eş başkanları Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan ile başkan yardımcısı Özgür Çağlar tarafından yapılan başvuruyu değerlendiren Mersin 1. İdare Mahkemesi, valiliğin işleminde hukuka aykırılık bulunmadığına hükmetti.

 

Mahkeme, kayyım atamasının mevzuata uygun olduğunu ileri sürerken, belediye meclisinin başkan vekili seçme yetkisine sahip olmadığı yönünde değerlendirme yaptı.

 

Kararın ardından açıklama yapan DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, söz konusu kararın hukuki değil siyasi bir nitelik taşıdığını belirterek, bunun bir mahkeme kararı değil, iktidar tarafından alınmış bir karar olduğunu söyledi.

 

“BELEDİYEYİ ATANMIŞ BİR MEMUR YÖNETİYOR”

 

Kararı değerlendiren Ali Bozan, Akdeniz halkının iradesinin hedef alındığını vurguladı:


“Bu, her ne kadar bir mahkeme kararı gibi görünse de aslında bir mahkeme kararı değil. Bunun altını özellikle çizmek gerekiyor. Bu, iktidarın verdiği bir karar. AKP’nin verdiği bir karar. Bu kararla esasen yalnızca görevden uzaklaştırılan belediye eş başkanlarımız ya da DEM Parti cezalandırılmadı. Bu mahkeme kararıyla asıl cezalandırılan, DEM Parti’ye oy veren seçmenler oldu.”

 

Bozan, kayyım döneminde belediye iradesinin fiilen ortadan kaldırıldığını belirtti:


“Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atandığı tarihten bu yana belediye, atanmış bir memur, bir kaymakam tarafından yönetiliyor. Bu süre içerisinde kayyımın pratiklerine baktığımızda, belediyede bir belediye meclisi toplantısının yapılmadığını görüyoruz. Kayyım, kendisi ve atadığı iki memurla birlikte ayda bir kez, göstermelik bir belediye meclisi toplantısı yapıyor ve bu süreçte hiçbir şekilde bir denetim söz konusu olmuyor. Kayyım uygulamasında öyle bir sistem var ki, kayyımı denetleyen bir mekanizma bulunmuyor; çünkü denetleyen de yine kendisi. Bu anlamda bakıldığında burada cezalandırılan ne belediye eş başkanlarımız ne de DEM Parti’dir. Cezalandırılan, Akdeniz’de yaşayan yurttaşlar, yani seçmenlerdir.”

 

“HUKUKA UYGUN DAVRANILSAYDI AYM KARARI BEKLENİRDİ”

 

Bozan, kararın yalnızca siyasi niteliğine değil, kendi içindeki hukuki tutarsızlıklara da dikkat çekti. Kayyım uygulamasına dayanak gösterilen Belediye Kanunu’nun 45. maddesine ilişkin İstanbul 9. İdare Mahkemesi’nin dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdığını hatırlatan Bozan, şunları söyledi:

 

“Biz bu kararın bir mahkeme kararı değil, AKP’nin kararı olduğunu söylerken, kararın kendi içeriğinde de çok ciddi çelişkiler bulunduğunu ifade ediyoruz. Kayyım uygulamasına dayanak gösterilen Belediye Kanunu’nun 45. maddesiyle ilgili olarak İstanbul 9. İdare Mahkemesi, bu düzenlemenin anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.

 

Eğer bu mahkemenin gerçekten hukuka uygun davranmak gibi bir yaklaşımı olsaydı, atması gereken adımlar belliydi. Zaten bizim ve arkadaşlarımızın açtığı davada da belediye kanununun ilgili maddesinin anayasaya aykırı olduğu açıkça ileri sürülmüştü. Mahkemenin önünde böylesi bir örnek varken, ya aynı şekilde kayyıma ilişkin yasal düzenlemenin anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurması gerekiyordu ya da bu konuda Anayasa Mahkemesi’nin vereceği kararı beklemesi gerekiyordu. Bu nedenle ortada olan şey bir mahkeme kararı değildir; bu, açık biçimde bir AKP kararıdır.”

 

“DARBE SONRASI KHK İLE BELEDİYELERE EL KONULUYOR”

 

Kayyım uygulamalarının dayandırıldığı yasal zeminin olağanüstü hal koşullarında oluşturulduğunu hatırlatan Bozan, kararların meşruiyetinin tartışmalı olduğunu vurguladı:

 

“Şu anda kayyım uygulamalarına gerekçe gösterilen Belediye Kanunu’nun ilgili maddesi, darbe girişimi sonrasında çıkarıldı. Olağanüstü hal koşullarında yayımlanan bir kanun hükmünde kararnameyle oluşturulan bu düzenlemeye dayanılarak bugün mahkemeler karar veriyor.

 

Bugüne kadar AKP iktidarının söyleminde sürekli olarak ‘biz darbelerin mağduruyuz’ ve ‘biz darbe karşıtı bir siyasi partiyiz’ ifadelerini kullandığını biliyoruz. Kendilerini darbe karşıtı bir iktidar olarak tanımlıyorlar. Ancak darbe girişiminin ardından, olağanüstü hal koşullarında çıkarılmış bir kanun hükmünde kararnameyle yapılan bir yasaya dayanarak bugün belediyelerimize el konuluyor ve mahkemelerin de bu doğrultuda karar vermesi sağlanıyor.

 

Bu haliyle ortada kabul edilebilecek bir karar yok. Hukuken, mevcut yasal mevzuat çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün olan bir karar da değil. Çünkü bu kararı veren mahkeme heyeti değildir; bu kararı veren, AKP iktidarının bizzat kendisidir.”