Diyarbakır Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Muhammet Çan, Kobanê‘de yaşananların bir halk sağlığı krizine dönüştüğünü belirterek, sağlık hakkının ertelenemeyeceğini ve pazarlık konusu yapılamayacağını vurguladı.

Ateşkes kararına rağmen ablukanın devam ettiği Kobanê'de halk hem sağlık hem de temel yaşam ihtiyaçları noktasında zorluk yaşıyor. İlaç ve sağlık ekipmanlarına erişimin zorlaştığı kentte, hastalıkların tedavileri giderek zorlaşırken, doktorlar çoğu zaman bir şırıngaya dahi ulaşamadıklarını ifade ederek destek çağrısında bulundu.
Konuya dair TTB ve SES'in Sağlık Bakanlığı'na yaptığı başvurular sonuçsuz kalırken, ilaç yardımlarının sınır kapısından geçmesi noktasındaki çağrılar ise yanıtsız bırakılıyor.
Sürecin bir insanlık süreci olduğunu ve sağlığın pazarlık konusu yapılamayacağına dikkat çeken Diyarbakır Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Muhammet Çan, Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın açılması çağrısında bulundu.
'SAĞLIK HAKKI PAZARLIK KONUSU YAPILAMAZ'
Muhammet Çan açıklamasında, “Bu, insanlık onuruyla ilgilidir. Çünkü bu bir sağlık hakkıdır. Ateşi olan çocukların ilaca erişememesi, diyaliz hastalarının tedaviye ulaşamaması, kanaması olan bir hastanın ilaca erişememesi bizim için bir insanlık felaketidir. Biz sağlık emekçileri olarak bu duruma sessiz kalamayacağız” dedi.
Hipokrat yemini eden hekimlerin ve sağlık emeği veren tüm mücadele arkadaşlarının bu tabloya duyarsız kalmayacağını belirten Çan, meselenin bir halk ya da kimlik sorunu olarak ele alınamayacağını ifade etti.
Çan, “Buna duyarsız kalıp kalmamak, bir Kürde kalmış bir mesele değildir. Bu, bütün dünyanın onurunu ilgilendiren bir durumdur. Dünyanın neresinde olursa olsun, biz ‘savaş başlı başına bir halk sağlığı sorunudur’ derken, Kürtlere yönelik oluşan bir savaşı ayrı bir halk sağlığı sorunu olarak tanımlamıyoruz. Savaşın kendisi bir halk sağlığı sorunudur ve bunun sonuçlarını daha geçen hafta altı çocuğun ölümüyle gördük” diye konuştu.
Çan, “Altı çocuk donarak hayatını kaybetti. Donarak ölmelerinin nedeni savaştır ve bunun tarafı olmamak gerekir. Ancak tarafsız kalmak da bir taraftır. Burada Mürşitpınar Kapısı’nın açılmaması, ‘tarafsızlık mıdır, taraf mıdır’ diye değerlendirilmeden, doğrudan bir taraf olma sonucunu doğurmaktadır. Kapıyı açmamak, açılmasını geciktirmek ya da bu yönde yavaş adımlar atmak, insanı oradaki dramın bir parçası hâline getirmektedir” ifadelerini kullandı.
'YAŞAMA KORİDORU TALEP DEĞİL, ZORUNLULUKTUR'
Yetkililere çağrıda bulunan Çan, sağlık hakkının ertelenemeyeceğini vurgulayarak şunları söyledi: "Sağlık pazarlık edilemez. Sağlık, üzerine taraf olunarak strateji kurulacak bir alan değildir. Çağrımız, bütün Türkiye kamuoyuna, Kürt kamuoyuna ve tüm Ortadoğu halklarınadır. Savaş bir halk sağlığı sorunudur ve savaş sonucu oluşan abluka koşullarında yaşam koridoru açmak bir talep değil, zorunluluktur. Biz ilacı bir yardım olarak gören bir zihniyeti kabul etmiyoruz. İlaç yardım değildir, zorunluluktur. Bir çocuğa ilaç ulaştırmanın pazarlığı olabilir mi? Biz bunu söylüyoruz” dedi.
'SORUMLULUK SESSİZ KALAN BÜTÜN DEVLETLERİNDİR'
Sağlık emekçilerinin sahada bu mücadelenin parçası olduğunu belirten Çan, “İnsanların yaşam hakkı, sağlık ve tedavi hakkı bu noktada engellenmektedir. Bu durum bizi açıkça bir savaş suçu tartışmasına götürmektedir. Ancak uluslararası kurumlar ve devletler bu duruma sessiz kalmaktadır. Türkiye de kapıyı açmayarak bu savaşta taraf olmaktadır. Kürtler bu dünyanın yetim evlatları değildir. Bir halktırlar ve kendi mücadelelerini vermektedirler.”
'ŞIRINGAYA ERİŞİM DAHİ ZORLAŞTI'
Bu aşamadan sonra sürecin pazarlık konusu yapılmasının kabul edilemez olduğunu ifade eden Çan, “Bu farkındalık oluşturulduktan sonra hâlâ pazarlık yapılması insanlık açısından utanç vericidir. Bunun ertelenmesi ya da açıklamaya muhtaç bir konu hâline getirilmesi kabul edilemez” diye konuştu.
Kobanê'deki doktorlar ve sağlık çalışanlarıyla birebir bir iletişimimiz yoktur; ancak sosyal medya üzerinden edindiğimiz bilgiler ve sahadan gelen veriler bulunmaktadır. Bu bilgilere göre en temel acil ihtiyaçlar dahi karşılanamamaktadır. Şırıngaya erişim zorlaşmış durumdadır. Ateş düşürücülere ve diyaliz kitlerine erişim ciddi biçimde sınırlanmıştır. Acil ameliyatlar dahi çok kısıtlı sayıda yapılabilmektedir” ifadelerini kullandı.