İHD Çocuk Hakları Komisyonu üyesi Kübra Bülbül, okullardaki şiddetin yapısal sorunların sonucu olduğunu belirterek, güvenliğin fiziksel önlemlerle değil, çocukların kendini güvende hissettiği demokratik bir okul iklimiyle sağlanabileceğini vurguladı.

Okullarda yaşanan şiddet olaylarının artması ve Riha ile Mereş’te yaşanan saldırıların ardından kamuoyunda tartışmalar sürerken, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu üyesi Kübra Bülbül, yaşananlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Mereş’te yaşanan saldırıda yaşamını yitirenlerin sayısının 10’a ulaşması ve bazı okullarda silahlı öğrencilerin yakalanması toplumda büyük tepki yarattı. Eğitim-Sen ise iki günlük iş bırakma eylemi düzenlediğini açıklayarak Milli Eğitim Bakanlığı önünde “Yaşam Nöbeti” başlattı.
'OKUL GÜVENLİ ALAN OLMASI GEREKİRKEN ÇOCUKLAR BASKI HİSSEDİYOR'
Okullardaki şiddetin aniden ortaya çıkmadığını belirten Kübra Bülbül, yaşananların uzun süredir biriken yapısal sorunların sonucu olduğunu söyledi. Çocuk hakları perspektifinden bakıldığında, bu durumun toplumsal eşitsizlikler ve çocukların temel haklarının yeterince korunmamasıyla bağlantılı olduğunu ifade etti.
Okulların çocuklar için güvenli, kapsayıcı ve gelişimi destekleyen alanlar olması gerekirken, ekonomik kriz, aile içi stres, toplumsal gerginlik, ayrımcılık, akran zorbalığı ve psikososyal destek eksikliği gibi nedenlerle birçok çocuğun kendisini baskı altında hissettiğini vurguladı.
Çocukların duygusal ihtiyaçlarının karşılanmamasının ve rehberlik ile psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersizliğinin, sorunların erken aşamada fark edilmesini engellediğini belirten Bülbül, öfke, kaygı ve dışlanma duygularının zamanla şiddet davranışına dönüşebildiğini söyledi. Ayrıca dijital ortamlarda başlayan zorbalık ve tehditlerin okul yaşamına taşınmasının da çatışmaları artırdığını dile getirdi.
Çocukların yalnızca korunması gereken bireyler değil, aynı zamanda görüşleri dikkate alınması gereken hak sahipleri olduğunu belirten Bülbül, çözümün disiplin cezalarında değil; çocukların katılım hakkını güçlendiren, öğretmenleri destekleyen, ailelerle iş birliği kuran ve eşitsizlikleri azaltan politikaların geliştirilmesinde olduğunu ifade etti.
'GERÇEK GÜVENLİK OKUL İKLİMİYLE SAĞLANIR'
Güvenliğin yalnızca fiziksel önlemlerle sağlanamayacağını vurgulayan Kübra Bülbül, kamera sayısını artırmak, güvenlik görevlisi bulundurmak ve giriş çıkışları denetlemek gibi uygulamaların kısa vadeli etkiler yaratabileceğini ancak sorunun temelini çözmeyeceğini belirtti.
Sürekli denetim altında olan ve baskı hisseden öğrenciler için okulun güvenli bir alan olmaktan çıkabileceğine dikkat çeken Bülbül, gerçek çözümün rehberlik ve psikolojik destek hizmetlerinin güçlendirilmesi, akran zorbalığının önlenmesi, öğretmenlerin desteklenmesi, öğrencilerin karar süreçlerine katılması ve ailelerle iş birliği kurulması olduğunu ifade etti.
“Gerçek güvenlik, yalnızca kapıya konulan görevliyle değil; çocukların saygı gördüğü, sesinin duyulduğu ve aidiyet hissettiği bir okul iklimiyle sağlanır” dedi.
GENÇLERDE UMUTSUZLUK VE EŞİTSİZLİK ETKİLİ
Bülbül, gençler arasında artan umutsuzluk ve okullardaki eşitsizliklerin de şiddeti besleyen önemli faktörler arasında yer aldığını belirtti. Eğitim politikaları, ekonomik kriz, rehberlik hizmetlerindeki eksiklikler ve şiddeti normalleştiren dil gibi yapısal sorunlara dikkat çekilmesi gerektiğini ifade etti.
Sorunun dışsal etkenlere indirgenmesinin kamu otoritelerinin sorumluluğunu görünmez kıldığını belirten Bülbül, çözüm için bu yapısal nedenlerle yüzleşilmesi gerektiğini söyledi.
Bülbül, sözlerini Rakel Dink’in şu sözleriyle tamamladı: “Bir bebekten katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz.”