JustPaste.it

Suriye’de Kürt Dil Kurumu SZK’nin Demokratik Entegrasyonu Ve Olası Sonuçları

kurtdili.jpg

Kürt Dil Kurumu’nun resmi statü kazanması, edebiyat, sanat, tarih ve folklor alanındaki birikimlerinin korunup geliştirilmesine katkı sunacağı gibi Suriye’nin toplumsal kültürel zenginliğine de katkıda bulunur.

 

Suriye devleti tarafından Kürt dil kurumu SZK’nin resmi olarak kabul edilmesi, devam eden entegrasyon süreci için oldukça ileri bir adım ve halklarımız adına önemli bir kazanım olacaktır. SZK’nin resmiyet kazanması ve anayasal bir kurum haline gelmesi diğer toplumsal kurumlardan farklı olarak Kürt varlığının, dilinin ve kültürünün kabulünde önemli bir aşama olur. Kürt varlığının kabulü ve tanınması konusunda diğer toplumsal kurumların kabulü dil kurumu SZK’nin kabulu kadar etkili olamaz. Zira dil ulusal varlığın en önemli kanıtıdır ve Kürt Dil Kurumu’nun kabulü dilin olduğu kadar ulusal varlığın da kabulü anlamına gelir. Bu nedenle süreci dönüştürücü özelliği diğer toplumsal kurumlar ile bir tutulamaz.

 

SZK’nin resmi ‘Kürt Dil Kurumu’ olarak kabul edilmesi, Arap dili yanında devletin sorumluluk aldığı bir dil haline gelmesi bile entegrasyon sürecinin sağlıklı ilerlemesinde büyük bir dönüşümü beraberinde getirecektir. Bir çok toplumsal kurumu devlet dışında örgütlemek, bu anlamda demokratik örgütlenmeyi büyütmek Suriye’nin demokratik niteliğini ilerletir. Ancak dil kurumunun devlet dışında bir sivil toplum kurumu olarak kalması ve böyle örgütlenmesi tersine olumsuz sonuçlara yol açacaktır. Arapça’nın yanında Kürt dilinin de resmi olarak kabul edilmesi ve geliştirilmesi için devletin sorumluluk alması demokratik entegrasyon sürecini niteliksel olarak etkileyecek ve ileriye doğru güçlü bir hamle , Suriye’nin hem siyasi yapısı hem de toplumsal barışı açısından son derece kritik ve dönüştürücü bir adım olacaktır.

 

Böyle bir adım on yıllar boyunca resmi olarak tanınmayan, etnik, kültürel ve dilsel hakları yok sayılan Kürt kimliğinin ve dilinin, merkezi ya da ademi merkeziyetçi bir anayasal düzen içinde yasal güvence altına alınması anlamına gelir. Kürt halkının Suriye’nin ortak ve eşit haklara sahip vatandaşları olarak ülkenin kurumsal yapısına -eğitim, hukuk, bürokrasi- demokratik entegrasyonunu sağlar. Suriye devletinin tekçi kimlik anlayışından uzaklaşarak, farklı etnik ve dilsel grupları kapsayan çoğulcu bir yapıya evrilmesi sürecinin kapısını aralar.

 

Çünkü bu biçimde dil ve kültür haklarının güvence altına alınması, onlarca yıldır süren dışlanmışlık hissiyatını azaltır. Arap milliyetçiliğinden uzaklaşmaya işaret ederek kalıcı bir barış ile ulusal uzlaşının önünü açar. Bunun yanında Kürt halkının haklarının devlet çatısı altında tanınması, dış güçlerin müdahale alanını daraltır ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunarak merkezi veya ademi merkezi bir yapıda barış içinde yaşamasını da kolaylaştırır. Bunların yanısıra anadilde eğitim konusunda yaşanan tartışmaları sonlandırır. Kürt çocuklarının anadillerinde eğitim alabilmesinin önünü açar. Bu Kürt çocukları için akademik başarıyı artıracağı gibi kültürel özgüveni pekiştirir ve daha sonraki aşamalarda diğer dillerin (Arapça ve diğer yabancı dillerin) öğrenilmesini de kolaylaştırır. Kürt Dil Kurumu’nun resmi statü kazanması, edebiyat, sanat, tarih ve folklor alanındaki birikimlerinin korunup geliştirilmesine katkı sunacağı gibi Suriye’nin toplumsal kültürel zenginliğine de katkıda bulunur.

 

Elbette bu müzakere-mücadele diyalektiği içinde emek ve zaman isteyen bir yaklaşımla gerçekleşebilir. Uzun yıllardır farklı müfredatlar ve diller üzerinden yürüyen eğitim ve idari sistemlerin entegre edilmesi büyük bir teknik altyapı, öğretmen eğitimi ve kaynak gerektirir. Ciddi koordinasyon sorunları ortaya çıkarabilir. Yine milliyetçi tepkiler gelişebilir. Hem Arap milliyetçisi kesimlerde bölünme veya devlet içinde devlet kaygısıyla hem de bazı milliyetçi ve devletçi Kürt çevrelerinde devlet veya geniş özerklik taleplerinden ödün verme kaygısıyla siyasi direnç gelişebilir. Yanlış yönetilen bir entegrasyon süreci, toplum içinde milliyetçi, ırkçı "biz ve onlar" algısını derinleştirebilir.

 

Çift dilli veya çok dilli devlet yapısı bölgemiz için dile getirilmesi bile sorunlu bir konudur. Kürt halkı üzerinde on yıllardır inkarcı ve imhacı siyasetler yürüten devletlerin -özellikle Türkiye’nin- bu statü değişimini kendi güvenlik algısı çerçevesinde tehdit olarak değerlendirmesi, sıkıntılara ve gerilimlere yol açabilir. Bunlar ortaya çıkabilecek sorunlar olarak not edilmelidir. Fakat her şeye rağmen Suriye’nin geleceği açısından bu hamle, doğru planlanmış kapsayıcı anayasal güvenceler ve şeffaf bir diyalog süreciyle yönetilirse birlik ve istikrarın anahtarı olabilir; ancak aceleye getirilen ya da dışlayıcı yaklaşımlarla yürütülen süreçler de yeni krizleri tetikleyebilir.

 

Erdal ERGİN

 

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi