Veliler Geleceği Bilemezler!
SORU
Nebiler gibi bazı veli/salih kullar da gelecekten bazı şeyleri Allah Teala'nın bildirmesiyle bilebilirler mi? Yani bir keramet olarak Allah, onların kalbine geleceğe dair bir şeyler ''ilham'' edebilir mi, gelecekten bir şeyi onlara ''keşf'' edebilir (açabilir, gösterebilir) mi? Bu şer'an mümkün mü?
Şayet ''bilemezler, Allah geleceği vahiy yoluyla sadece Nebilere bildirir'' derseniz:
1) Cibril (aleyhisselam)’ın insan suretinde beraberindeki meleklerle Meryem (aleyhesselam)’a gelip Ona bir çocuğunun olacağını, küçükken ölmeyeceğini, bir takım mucizler göstereceğini v.s. söylemesine/bildirmesine ne dersiniz? (Ali İmran 45-51) Halbuki Meryem (a.s) alimlerin büyük çoğunluğuna göre Nebi değildi!
2) Kasas 7. ayette haber veriliyor ki; Musa (aleyhisselam)’ın annesine, oğlunun kendisine sağ salim geri döneceği ve Firavunun şerrinden korunup büyüyerek rasullerden olacağı ilham edilmiş bildirilmiş. Halbuki o da icma ile Nebi değildi.
( AÇIKLAMA: Konumuz, görülen ve işitilen hiçbir alamet delil hadise olmadan, bunlara keskin bir bakışla, zekayla, bilgi ve tecrübeye dayanarak bakıp, üzerinde düşünüp geleceğe dair konuşma olmaksızın, Allah’ın aniden veli bir kuluna gelecekten bildirmesi. Buna göre cevap verilmiştir. )
CEVAP
بسم الله الرحمن الرحيم، الحمد لله رب العالمين، والصلاة والسلام على رسولنا محمد وعلى آله وصحبه أجمعين
Evvela şu iki mühim noktayı bilip iman etmek gerekir:
1) Allah Teala gelecekte olacak hadiselerden dilediği şeyleri, sadece meleklere ve peygamber olduklarına bir delil olsun diye Rasullerinden/Nebilerinden dilediklerine bildirir/gösterir. Çünkü Allah Teala şöyle buyurmuştur:
عَالِمُ الْغَيْبِ فَلَا يُظْهِرُ عَلَى غَيْبِهِ أَحَدًا إِلَّا مَنِ ارْتَضَى مِنْ رَسُولٍ
“O ğaybı bilendir. Ğaybını kimseye göstermez/bildirmez. Ancak razı olduğu (seçtiği) rasûl bunun dışındadır…” (Cinn 26-27)
İbn Kesîr’in de (rahimehullah) tefsirinde dediği gibi, ayetteki “rasûl” kelimesi, hem beşeri/insî rasulleri (yani Rasuller ve Nebiler) hem de melekî rasulleri (Allah Teala'nın bir iş için görevlendirdiği elçileri) kapsar, her ikisi de rasul ifadesine dahildir.
Buna benzer başka bir ayet de Âli İmrân 179. ayettir.
Dolayısıyla veli/salih zatlar, rasul ve nebi olmadıkları için Allah’ın bildirmesiyle gelecek gaybını bilemezler.
2) Allah Teala bazı salih/veli kullarına gelecekten bazı şeyleri keşf edebilir gösterebilir, geleceğe dair kabine bir şeyler ilham edebilir. ANCAK bu, Nebilerde olduğu gibi tam, açık, net, kesin değildir.
Şöyle ki; Nebilere gelen vahiy kesin bilgidir, Allah katından geldiğinde en ufak şüphe ve karışıklık yoktur. Nebiler, vahyi anlamak ve tebliğ etmek noktasında hata etmekten masumdurlar.
Ancak bazı veli/salih zatlara gelen ilham ve keşf ise (bu ister uyanıkken ister rüyada olsun farketmez) kesin/garanti olmayıp, sadece bir işarettir, bir zandır. Bu zan, kişinin takva/Allah’a yakınlık durumuna göre güçlülük kazanır. Kişi ne kadar Allah Teala’ya yakınsa, ilhamı ve keşfi de o kadar doğruya/kesinliğe yakındır, gerçeğe isabet etme olasılığı daha çoktur. Ama kişi ne kadar da salih/Allah'a yakın bir zat olursa olsun, Nebi olmadığı için, artık vahiy kesildiği için, ilhamının ve keşfinin kesin/yüzde yüz olması mümkün değildir.
Dolayısıyla bu kişi: ‘’ileride kesinlikle şöyle olacak’’ diye geleceği bildiğini iddia edemez, bu şekilde gayptan haber veremez. Her ne kadar da kişinin kendi içinde bu ilham ve keşf kesinliği ifade etse bile, aslında yüzde yüz değildir ve bu sadece onu ilgilendirir, başkalarını bağlamaz.
Ve aynı şekilde ilham ve keşf edilen kimsenin, Allah’ın ona bildirmesiyle kesin olarak geleceği bildiğine inanılamaz.
Çünkü veli zatlar Nebiler gibi hatadan masum değildirler, keza kendilerine gelen ilham ve keşf’te de masum değildirler.
Olabilir ki kişiye gelen ilham ve keşf, Allah’tan değil de şeytandan/cinden gelmiştir veya bu, içten gelen bir ses/kendi konuşması, vesvese, akla gelen bir düşünce olabilir veya rüyası sadık bir rüya değildir. Bu ihtimaller varken kişi bunu -böyle olmadığı halde- Allah’tan zannetmiş olabilir.
Farz edelim ki kişiye gelen keşf ve ilham, Allah’tan gelen doğru bir bilgi olsa bile, bunu tam anlayıp yorumlamamış, belki yanlış tevil etmiş, -eğer rüya ise- yanlış tabir etmiş olabilir.
Dolayısıyla keşf ve ilham her halükarda zannidir; doğru da olabilir isabet de edebilir, hata da olabilir, kesinlik mümkün değildir.
Evet kişinin keşfi ve ilhamı gerçekleşebilir, ancak doğru çıksa bile bu, artık bundan sonra geleceğe dair her söylediğinin kesin doğru olup gerçekleşeceğini göstermez. Hata, unutma, vehmetme ihtimali her zaman vardır, bazen isabet eder, bazen hata eder.
Binaen aleyh, keşf ve ilham kesin olmayıp zandan öteye geçmeyeceği için buna dayalı olarak geleceğe dair konuşmak, ‘’geleceği bilmek’’ demek değildir. Zira ilhamın ve keşfin kesin doğruluğu ancak o meydana geldikten sonra bilinebilir.
ŞÜPHELERİN CEVABI TWİTTER HESABINDA: @omerfarukilim