JustPaste.it

6b573eeb74b52497c721dd2824825fa0.jpg

İnadına mücadele

Demir ÇELİK yazdı-2 Ekim 2026 Cuma - 09:30

 

  • Türk iktidarı, yarım asrı bulan bu direniş sayesinde Kürtler ile masaya oturup müzakere etmek zorunda kaldı. Örgütlü, bilinçli mücadeleyle süreci ilerletebilir, kalıcı barışı sağlayabiliriz.

Bizim “Barış ve Demokratik Toplum” dediğimiz bu sürece, iktidar ise “Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge” demeye devam ediyor.

 

Biz, “meşru, demokratik, ulusal, kolektif ve bireysel haklarımız, eşit ve özgür yurttaş olmanın demokratik entegrasyonu” diyoruz. Devlet ve iktidar ise “Türkçü ve Sünni Siyasal İslam” diyor. 

 

Biz, “toplumun çoklu kimliğinin ve çoklu kültürünün kendi öz örgütlenme hakkı olmalı” diyoruz. Devlet ve iktidar, “tekçi ve katı merkeziyetçi idari ve siyasi yapı” diyor.

 

Biz, “halkların ve inançların yerindelik ilkesi ile kendi kendilerini yönetmesi gerekir” diyoruz. Devlet ve iktidar ise “devletin ve milletin bölünmez bütünlüğü” diyor, onlarca yıllık cezaları bizlere layık görüyor.

 

Biz, aradaki bu korkunç uçurumu ve zihniyeti aşmak için “demokratik siyasal mücadele” diyoruz. İktidar ise siyasi yasak, Anayasayı ve AYM kararlarını tanımayan “tek adam diktatörlüğü” diyor.

 

İktidar, bu zulmü yaşatan örgütlü kötülüğün mimarını yeniden iktidara taşımanın her tür yolunu mübah görüyor. Basın-yayın yasağı, özgürlükleri budayan kanunlar, direnme ve grev haklarına yönelik baskılar, 500 bine yakın tutsakla dünyanın en baskıcı rejimlerinden birinde Kürtler, Aleviler ve mazlumlar kurtuluşu bekliyor.

 

Meclis'te 475 milletvekilinin 'evet' dediği 'çerçeve yasa'nın uygulanmasını bile militarist MGK’nın tespit ve teyidine bağlayan iktidar, demokratik cumhuriyet fikriyatına oldukça uzak olduğunu bir kez daha ilan etmiş oldu.

 

AKP-MHP iktidarı, içeride toplumu çöktürmüş ve çürütmüştür. Yolsuzluk, yasaklar ve faşizan baskılarla içeride Türkiye halklarını zapturapt altında tutuyor. Dışarıda ise Kürtlerin hak mücadelesini terörize ederek önünü almak istiyor.

 

Kürtlerin ulusal ve demokratik talepleri için mücadele eden siyasi harekete "terör" diyerek, dört parça Kürdistan’da Kürtlerin siyasi statü mücadelesini "Terörsüz Bölge" diyerek itibarsızlaştıran iktidar, sorunu çözmek yerine zamana yayarak çürütmeyi hedefliyor.

 

"Terörsüz Bölge" dediği Kürdistan coğrafyasıdır. Türklerin, Arapların ve Farsların işgal ve ilhak ettikleri, üzerinde milliyetçi, dinci ve cinsiyetçi ulus devletlerini yükselttikleri coğrafyadır. ‘İslam kardeşlerimiz’ dedikleri Kürtlerin dillerini, kimliklerini ve kültürlerini yasaklamış; yeraltı ve yerüstü zenginliklerine el koymuşlardır. Varlıklarını inkâr etmiş, direnenleri katliam ve soykırımlardan geçirmiş, önder ve liderlerinin mezarları bilinmesin istemişler. Bugün de Rojava’da Kürt statüsünü engellemek istediği için "Terörsüz Bölge" diyor.  

 

Başûr’da Şengal Özerk Yönetimi’ni dağıtmak, Federe Kürdistan Yönetimi’ni Irak devleti içinde eritmek için "Terörsüz Bölge" diyor.

 

Rojhilat’ta PJAK başta olmak üzere Kürt Ulusal İttifak güçlerini dağıtmak, askeri ve siyasi alanda tasfiye etmek için "Terörsüz Bölge" diyor. 

 

Anlaşılacağı üzere Kürt direnişi olmazsa çözüm ve barış aklından bile geçmez. Yarım asrı bulan bu direniş sayesinde Kürtler ile masaya oturmuş, müzakere etmek zorunda kalmıştır. Henüz ilk adımını atmaya başladığımız bu süreçte mücadele ruhunu kuşanmalı, direnişi örmeli ve örgütlemeliyiz. Örgütlü, bilinçli mücadeleyle Barış ve Demokratik Toplum hedefini mümkün kılabilir, eşit ve özgür yurttaşlık haklarına kavuşabiliriz.