"Yahşi Cazibe" - Hulusi ve diyerlerinin üçlemeleri

 

 

34. Bölüm

  • Hulusi: Bakın istihdamlarım, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Bir, saçımı kestirirken boynumun ve yüzümün saç kılıyla dolu olupda beni kaşım kaşım kaşındırdığı halde o berberin elindeki beyaz tüylü fırçayla o kılları temizlememesi. İki, maç içinde eleştirecek pozisyon bulamayan yenilen takımın yöneticilerinin "Hakem bizi ince ince doğradı" diye muğlak konuşması. Üç ve en önemlisi, ithalat müdürümün uçağının düşmesi.

 

 

33. Bölüm

  • Hulusi: Bak evlat, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Bir, yıkanmış perdeleri yerine takarken tam sonuna geldiğimde Durdagül yengenin "Hulusi, arada takılmamış halkalar var" deyip o perdeyi çıkartıp yeni başdan taktırması. İki, okey oynarken okey atan bir zatın böyle okeyi alıp eline pişmiş kelle gibi sırıtarak "Bunu da kardeşinin yanına bıarakalım... hehehe!" deyip göstergenin yanına bırakması. Üç, dünya para harcayıp böyle turnikeleri, yeni sistemleri buraya getirip beni müşterimden eden personelin bulunması.

 

 

32. Bölüm

  • Hulusi: Bak evlat, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Bir, düğünlerde kız kıza dans edilmesi. İki, arabamın yanında duran arabanın su püskürtücünün yanlış ayarladığı için arabadaki suyu kendi camına püskürteceğine benim camıma püskürtmesi. Üç, bir erkeğin bana sevgililer gününde hediye alması.
  • Hulusi: Bak evlat, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Bir, hayatta üç şeyden nefret etmesine rağmen bunları direkt olarak söylemeyenlerden. İki, çirkin kadın yoktur, kendine bakamayan kadın vardır diyenlerden. Üç, bir yere giderken yanında kadın bulunmayan sonradan görmelerden.

 

 

 

31. Bölüm

  • Hulusi: Bak evlat, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Bir, dişlerinin arasındaki boşluklardan böyle garip garip sesler çıkaran insanlar... böyle (Hulusi dişleri ile acayip sesler çıkartır). İki, kara kedi gördükleri zaman onun uğursuzluk getireceğini zannedenlere karşı hayvansevenlerin tepki göstermesi. Üç, çalışanlarımdan birinin karşıma oturup böyle sırıtarak bacak bacak üstüne atıp bana bakması.
  • Hulusi: Bakın evlatlar, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Bir, elimde kumanda aletiyle uyurken kumanda aletinin elimden kayıp büyük bir gürültüyle yere düşmesi. İki, gene televizyon karşısında uyurken kendi horlamama kendim uyanmam. Üç, şirketimin ithalat müdürüyle onun pepelek arkadaşı benim derdime bir türlü çare bulmakta zorlanmaları ve gecikmeleri.

 

 

30. Bölüm

  • Hulusi: Ben hayatta üç maymundan nefret ederim evlat. Bir, görmedim. İki, duymadım. Üç, bilmiyorum.
  • Hulusi: Bak evlat, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Bir, arabamı servise verdiğimde "İki günde teslim ederiz" demelerine rağmen, bir haftayı geçmiş olmasına rağmen arabayı asla vermemeleri. İki, taksiye bindiğimde şoförle hiç bir akrabalık bağım olmamasına rağmen geriye dönüpde "Nereye gidiyon, dayı?" diye seslenmesi. Üç, bana kasadan 500 lira çıkacak diye vaat eden personelin anca ve anca 2 TL çıkarabilmesi.



29. Bölüm

  • Hulusi: Bak Kemal, ben hayatta üç şeyden nefret ederim evlat. Bir, sabah lalettayin paçası lastikli pijamayı ayağımdan çıkardıktan sonra akşam tekrar giyerken ayağımın o içeri kıvrılmış paçaya takılması ve dengemin bozulup sek sekti oynamak zorunda kalmam. İki, nüfusumuzun yarısının yaprak sarmaya yaprak dolma demesi. Üç, otel odasına götürdüğüm bir hanımla beraberken konsantrasyon nedeniyle geçici olarak beklentilere cevap verememek.

 

 

28. Bölüm

  • Hulusi: Bakın evlatlar, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Bir, çaycının çay getirirken çayı tabağa döküp tabağın yanındaki şekerin de ıslanması. İki, arabamı yıkatıp pırıl pırıl caddeye çıktığımda kırmızıda durduğum anda o tertemiz camların oradaki çocuklar tarafından "Silelimmi abi?" deyip bahşiş için yağ içinde bırakması. Üç, rakip firmaların benden önce bu malların siparişini verip para kazanacakları bir şeyde beni geri planda bırakmaları ve benden önce piyasaya girmeleri.

 

 

27. Bölüm

  • Hulusi: Bak Kemal, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Bir, çocuğuna oyuncak alan bir babanın "Dur yavrum, sen anlamazsın, ben sana göstereyim" deyip çocuğu oynatmayıp o oyuncak ile kendi oynaması. İki, bir basketbol maçına ilk defa giden bir futbol seyircisinin "Atamayana atarlar, yaa! Atamayana atarlar, yaa!" diyip durması. Üç, bir çalışanımın kıskançlık nedeni ile bir arkadaşının fikrine itiraz etmesi.
  • Hulusi: Ben hayatta üç şeyden nefret ederim, evlat. Bir, donumun popomun arasına kaçması. İki, mısır tanesini yerken dişimin arasına kaçması. Üç, verimlilik diye diye bir işletmenin sirk yerine dönmesi.

 

 

26. Bölüm

  • Hulusi: Bak evlat, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Bir, bir çocuk rica etti diye özene bözene yaptığım kağıt uçağın bir metre bile gitmeden "vıcııık" diye yere düşmesi. İki, eski pantolonlarımdan birini giydiğimde cebimden çıkan kağıt paraların tedavülden kalkmış olması. Üç, çalışanlarımın mesai saatleri içerisinde dans edip şarkı söylemeleri.
  • Hulusi: Bakın çocuklar, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Birincisi, kışın botlarımı zor bela ayağıma geçirdikten sonra bağcıklarını bağlayınca içinde küçük bir taşın olduğunu fark etmek. İki, gece yatarken eğri kestiğim ayak tırnağımın ucundaki bir çıkıntının yorgana sürekli takılması. Üç, şirketlerin büyük balıkları kaçırması.



25. Bölüm

  • Hulusi: Bak evlat, ben hayatta üç şeyden nefret ederim.
    Bütün işçiler: Bir!
    Hulusi: Ceket almaya gittiğimde üstüme iki beden büyük ceketi giydirdikten sonra "Bu size tam uydu, üstünüze göre" diyen tezgahtarın beni salak yerine koyması.
    Bütün işçiler: İki!
    Hulusi: Takma dişli birinin karşısındaki adama konuşurken diliyle böyle dişlerini dışarı çıkarıp göstermesi.
    Bütün işçiler: Üç!
    Hulusi: Fenerbahçeli bir patrona Galatasaraylı bir don getirilip hediye edilmesi.



24. Bölüm

  • Hulusi: Bak ulan evlat, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Gerçi bu yumrukla iki gibi görünse de üç şey. Birincisi, lokantada peçete kutularına o peçetelerin tıkabasa doldurulduktan sonra bir türlü çıkmaması, çıkarken de yırtılması. İki, az şekerli kahve istediğimde şeker ayarının tutturalamayıp orta şekerli veya şekerli getirilmesi. Üç, bir insanın bana yalan söyleyip Fenerliyim diyerek kızımı istemesi.

 

 

23. Bölüm

  • Hulusi: Bak evlat, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Bir, kaleci Rüştü'nün Beşiktaş'a transfer olmasına rağmen taraftarlarımız halen dil sürçmesiyle stadımıza "Rüştü Saraçoğlu" demesi. İki, damacanadan küçük şişeye su boşaltırken "culup culup" ettiğinde onun sayısının tutturamayıp küçük şiseden suların etrafa fışkırması. Üç, istihdam ettiğim personelden birinin yüzüme karşı hapşırması.

 

 

22. Bölüm

  • Hulusi: Ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Bir, sabah alarm çaldıktan sonra "bring" diye kapatmama rağmen iki dakika sonra o zırıltının tekrar başlaması. İki, arabamı şoför getirdiği halde valenin benden bahşiş istemesi. Üç...
    Ziverbey: ... üç, işe başladığı an çalışmaya başlamayanlar.
  • Hulusi: Bak evlat, bu ne? (Üç parmağını gösteriyor) Ben hayatta üç şeyden nefret ederim demek. Bir, sabit telefonla konuşurken telefonun sonuna doğru, konuşmanın sonuna doğru gayri ihtiyari bir şekilde telefonu kapatacakken telefonla birlikte cihazın üstüne doğru şöyle bir eğlinmesi. İki, kameramanların tribünlere zoom yapacağı korkusuyla Durdagül yengeniz görür diye güzel bir hanımla Fenerbahçe maçlarını hiç bir şekilde seyredememem. Üç, çalışanımında kavga etmesi.
  • Hulusi: Bak Simge, ben hayatta üç şeyden nefret ederim kızım. Bir, sigara yasağından dolayı dükkanın önünde sigara içerken "Tezgahın önünü kapatmayalım" diyen esnafdan. İki, eskiden şöyle bir çizgi film vardı, o oydu, bu buydu, Denver'di, Clementine'di diye boş sohbet eden gençlerden. Üç, sevdiği adamla babasını bir an önce tanıştırmayan kızlardan.

 

 

21. Bölüm

  • Hulusi: Bak evlat, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Birincisi, kağıtları buruşturup buruşturup top haline getirdikten sonra milletin içinde çöp sepetine attığımda isabet ettiremeyip karizmamın çizilmesi. İki, tıkanmış trafikte bir milim bile ilerleyemedikten sonra arabamı benzin gitmesin diye stop ettirdikten sonra trafiğin açılması. Üç, parasının ödediğim malları ithal ettikten sonra bozuk çıkması.
  • Hulusi: Bakın çocuklar, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. İki, Çin lokantasında çatal kaşıkla yemek yiyenlerden. Üç, gözleri çekik olmayan Çinlilerden.
    Hulusi'nin adamı: Birincisini atladınız, Hulusi bey.
    Hulusi: Atlamadım! İlk defa birincisi aradığım Çinlinin bir türlü bulunamamış olması. 
  • Hulusi: Hayatta üç şey saklanmaz. Aşk, duman, parasızlık.
  • Hulusi: Ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Birincisi, Çin lokantasında sipariş verdiğimde yemeğimi bir Türk kuriyenin getirmesi. Sonra, yeni dökülmüş bir betona birinin ayağıyla bastıktan sonra üstüne tarih yazması. Ve üçüncüsüde, salak yerine konmak.

 

 

20. Bölüm

  • Hulusi: Bak evlat, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Birincisi, yolda yürürken cebimde kalmış alışveriş fişi ağırlık yapmasın diye yere attığımda arkamdan bir adamın gelip "Beyefendi, birşey düşürdünüz" dedikten sonra onu mecburen yerden alıp tekrar cebime koymak. İkincisi, yeni doğmuş bebeği olan bir arkadşımın telefon ettiğimde "Bak amcası, Emrecan seninle telefonda konuşmak istiyor" değip telefonu ona verdikten sonra benim telefonda mecburen "Agucuk, mugucuk" yapmam. Üçüncüsü, çalışanlarımdan birinin başıma bir UFO, yani gökyüzünde tanımlanamayan bir cismi kafama atması.
  • Hulusi: Bakın çocuklar, ben hayatta üç şeyden nefret ederim.
    Kemal (Barış'a): Ulan senin yüzünden 13 dakikada iki kere üç şey yedik be kardeşim. Ayıp ya!
    Barış (Kemal'e): Tam olarak 22 dakika, Kemal.
    Kemal (Barış'a): Saçma sapan konuşma! (Hulusi'ye) Efendim, buyrun birincisini alim, çok rica ediyorum.
    Hulusi: Birincisi, altılı ganyanda daha kafadan yatmayayım diye ilk ayağa bütün atları yazmama rağmen favori atın kazanması. İki, sinema ve benzeri yerlede, deri koltuğu olan yerlerde koltuğa şöyle biraz yayılarak oturduğumda "Zuuuurt" diye bir ses çıkıp bunun etraftan yanlış anlaşılması. Üç, çalışanlarımdan birinin kafama bir UFO atması ve toplantıya tam 22 dakika geç kalması.

 

 

19. Bölüm

  • Hulusi: Bak Kemal, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Birincisi, yağmurlu havalarda otobüse bindiğimde gözlüğümün camının buharlaşması. İki, sinirli olduğum zamanlarda ikinci sinirlendiğim, nefret ettiğim şeyi bir türlü bulamamam. Üçüncüsü de, bir çalışanıma gel dediğim zaman benimle birlikte gelmemesi.

 

 

18. Bölüm

  • Hulusi: Bakın evlatlar, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Birincisi, Durdagül yengenizin evdeki bütün elektronik eşyaların üzerine dantel örtmesi.
    Kemal: Örtüyorlar efendim, maalesef buna engel olamıyoruz, örtüyorlar. Allah sizi inandırsın, ben geçen gün uyurken kolumdaki dijital saatın üzerine Cazibe dantel örtmeye kalktı, son anda yakaladım. Yani temizlikçim ama kadın, sonuçta kadın.
    Hulusi: İki, rüzgarlı havada şemsiyemin ters dönmesi.
    Kemal: Dönüyor efendim, maalesef buna da engel olamıyoruz. Dönüyor, rüzgarda dönüyor.
    Hulusi: Üç, kurbanlık koyun alamayan vatandaşlarımızın alan komşularına karşı boynu bükük kalması.

 

 

17. Bölüm

  • Hulusi: Ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Üç beyaz: Tuz, şeker, un.
  • Hulusi: Arkadaşlar, biliyorsunuz ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Birincisi, vapurda gazetemi okurken yanımda oturan adamın kafasını bööööyle uzatıp spor sayfama maydonoz olması. İki, arabam kirliyken tozlu olan arka cama birilerinin "Beni yıka" diye yazması. Üç, bir patronun çalışanlarıyla veda konuşmaı yapmak zorunda kalması.
  • Kemal (Hulusi takliti yaparak): Bak evlat, ben üç şeyden nefret ederim: Artos, Portos, D'Artagnan, Aramis.
  • Simge: Bak Kemal, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Bir, tatil beldelerinde telli felli adamların kumaş şort altına çorap ve sandalet giymesi. İki, hayatında Türk kahvesinden başka kahve içmemiş insancıkların trendy coffee shoplara gidip üstelik yanıma oturması. Üç, sevgilimin hizmetçisine bulduğum koca adayını beğenmemesi, üstelik beni hizmetçinin yanından rencide etmesi.
  • Hulusi: Bak doktor, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Birincisi, evini yürütemeyen adamların bir türlü boşanamamasından. İkincisi, 15 yıl tıp okuduktan sonra neyi nasıl söyleyeceğini bilemeyen doktorlardan. Üçüncüsü, erken emeklilikten.

 

 

16. Bölüm

  • Hulusi: Kemal ve de Barış, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Bir, eve girdiğinde geldinmi diyenlerden. İki, uykusunda boş konuşanlardan. Üç, ailemle beraber yemek yemeğe karar verdiğimde yemek yemeğe gidecek yer bulamamaktan.

 

 

15. Bölüm

  • Hulusi: Bak Kemal, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. (Kemal giriyor araya: Al, senin yüzünden adam üç şeyden nefret etti yine ya. O üç şeyin üçü de sana var ya...) Bir, sinema salonu neredeyse boşken fasulye sırığı gibi bir adamın gelip tam önüme oturması. İki, yemek siparişi verdiğimde önceden bitireğim diye meşrubatın daha önceden getirilip yemek sırasında bir tane daha meşrubat ısmarlatılamsı. Üç, çalışanlarımın akşamdan kaldım diye, başım ağırıyor diye işte ilgilenmemesi, beni dinlememesi.
  • Barış: Hulusi Bey üç şeyden nefret eder dedim. Bir...
    Hulusi: Evet, otobüslerde yaşlılara yer vermemek için uyuyan gençlerden.
    Barış: İki...
    Hulusi: Gelin arabalarının önünü kesenlerden ve kesenlere boş zarf atanlardan.
    Barış: Üç...
    Hulusi: Büyül bir anlaşma öncesi tatile çıkan yöneticilerden.
  • Hulusi: Bak... bak, ben hayatta üç şeyden nefret ederim, evlat. Ama şu anda o kadar sinirliğim ki o yüzden ilk ikisini atlıyor ve vınnn direk üçüncüye geçiyorum. O da 20 milyon dolarlık bir anlaşmanın bir çalışanım yüzünden çöpe gitmesi.

 

 

14. Bölüm

  • Hulusi: Bak evlat, ben hayattan üç şeyden nefret ederim, ikinize de söylüyorum. Birincisi, yağmurlu havada giderken bu araba silecek lastiklerinin eskimeden dolayı cama sürülürken "Vıcııık, vıcııııık" diye ses çıkarması. İki, maçta tezahürat ederken bir kaç tekrardan sonra herkesin susup ta senin orda sap gibi son şeyleri tekrar ediyor olarak tek başına kalman. Üçüncüsü de, bir girişimcinin girişimden, girişmekten korkması.

 

 

13. Bölüm

  • Hulusi: Bak Kemal, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Bir, aramızda hiç bir mesele yok demesine rağmen bütün basının Aykut hocayla Alex arasında bir kavga var gibi göstermesi. İki, zeytin yağına çok batırılan zeytinlerden üç tanesini tabağıma aldığımda o çatalın bir türlü zeytine saplanmaması. Üç, kızımın evli olmadığı bir halde bir adamın evine girip çıkması.
  • Hulusi: Bak evlat, ben hayatta üç... (Kemal giriyor araya: ... üç şeyden nefret edersiniz, biliyoruz artık yani!) Hulusi: Hayır, onu söylemicektim, başka bir şey söyliyecem. Ben hayatta üç kişiyi eşek sudan gelinceye kadar dövdüm. Bu üçüde Simge'nin erkek arkadaşıydı.
  • Hulusi: Bak, ben temizlikçide üç şeyi severim. Birincisi, temizlik malzemelerine su katarak daha uzun süre dayanmasını. İki, çalışırken şöyle sere serpe giyinmesini. Üç, gömleklerimi yıkarken yakasındaki ruj izini benim hanımla paylaşmamasını.

 

 

12. Bölüm

  • Hulusi: Bakın evlatlar, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Birincisi, büyük abdestimi yaptıktan sonra tuvalette tuvalet kağıdının olmadığının fark edilmesi. İki, çok güzel bir kadın bana gülümsedi diye sevinirken yanıma yaklaşıp, "Merhaba, siz Durdagül'ün eşimisiniz" diye sorması. Üç, koskocaman adamların uçağa binmekten korkması.
  • Hulusi: Hayatta en sevdiğim üç şeyin üçü birden geldi [başıma]: Şehvet, arzu, iç çamaşırı.

 

 

11. Bölüm

  • Hulusi: Bak evlat, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Birincisi, evde tatlı tatlı kabak çekirdeğini çitlerken o çekirdeklerden birinin acı çıkıp bütün günümü ağzımın tadını bozarak altüst etmesi. İkincisi, karlı havada eldivenler elimdeyken yürürken ayakkabı bağcıklarımın çözülmesi. Üçüncüsüde, çalışanlarımdan birinin bekarken çocuk sahibi olması.
  • Hulusi: Bak Kemal, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Birincisi, çayımı içerken bisküvi çaya batırınca cayın içinde fazla tutulup çayın içine düşmesi. İki, yağmurlu havada yürürken o karo taşlardan gevşek olanlardan birine basınca 'vışt' diye suyu üstüme sıçratması. Üç, bir adamın babadan habersiz kızıyla çıkması ve üstelik onu hamile bırakması.

 

 

10. Bölüm

  • Hulusi: Bakın çocuklar, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Bir, yemek yediğim restoranda garsonun yemeğim daha bitmeden tabağımı alıp götürmesi. İki, bu otellerdeki manyetik kilit kartlarının ilk seferde hiçbir zaman kapıyı açmaması. Üç, çalışanlarımın mesaiyi erken terk etmesi.
  • Hulusi: Bak evlat, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. (replik Kemal: Enteresan!) Birincisi, pide siparişi verdiğim zaman pideyi getirirken yanında az yeşillik getirilmesi. İkincisi, evden çıkarken Durdagül yengenin elime zorla bir çöp poşeti tutuşturması. Üçüncüsüde, ihtiyarlarin elinin öpülmemesi. Daha okadarda İstanbullu olmadik yani, ha!



9. Bölüm

  • Hulusi: Simge, kızım. Ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Birincisi, annenle kırmızı ışıkta dururken o çiçekci çocukların gelip "Amca, sevgiline bir çiçek alsana!" diye emri vaki yapması. İkincisi, sinemada patlamış mısır yerken o patlamış mısırın dişinin arasına sıkışıp filmi zehir etmesi. Üçüncüsüde, komodo ejderi gibi güzel, sevimli bir hayvanın derisinden çanta yapılması.
  • Hulusi: Bak Kemal, ben hayatta üç şeyden nefret ederim. Birincisi, Fenerbahçe'nin Avrupa macerasının erken sona ermesi. (replik Kemal: Değişim bazen sancılı olabiliyor.) İkincisi, yatak odasına konulan bir mobilyaya tuvalet masası adı verilmesi. (replik Kemal: Yani o amaçta kullanan hiç kimseye rastlamadım şimdiye kadar.) Ücüncüsüde, ithalat kısım şefimin istifa etmesi.



8. Bölüm

  • ---



7. Bölüm

  • Hulusi: Ben hayatta üç şeyden nefret ederim, evlat. Birincisi, daha az kumaş kullanıldığı halde bebek kıyafetlerinin yetişkin kıyafetlerinden iki kat pahalı olması. İkincisi, berberde saçımı kestirirken berberin koluma gereğinden fazla yakın temasda bulunması. Üç, seven bir erkeğin daha ilk engelde geri adım atması.
  • (Telefonda öğreniyoruz, Hulusi'nin hayatta sevmediği üç şeyden biri cırcır olmakmış.)



6. Bölüm

  • Hulusi: Bak Kemal, ben hayatta üç şeyden haz etmem. Bunlardan birincisi, banyo yaptıktan sonra eşofmanı giyerken ıslak ayaklarımın eşofmanın astarına takılması. İkincisi, tavlada şeş kapıları kapaliyken üst üste düşeş atmam. Üçüncüsüde, bir adamın karım Cazibe'ye bayir gülü demesi.



5. Bölüm

  • Hulusi: Bak Kemal, ben hayatta üç şeyi affetmem. Birincisi, Fenerbahçe'nin hiçbir maçını 11 kişiyle tamamlıyamaması. İkincisi, spor ayakkabıyla merdiven çıkarken ayakkabının altının yere sürülüp "Ciyik, ciyik" diye ses çıkarılması. (replik Kemal: İğrenç bir ses, efendim. Yani ben de nefret ediyorum. Şu anda yani sizin tarafınızdayım.) Ve üçüncüsüde, benim iznim olmadan, onayım olmadan kızımın mir erkekle arkadaşlık etmesi.
  • Hulusi: Bak, ben bir kadında üç şeyi çok severim. Birincisi, erkeğinin yanında topuklu ayakkabı giymemesi. İkincisi, yemek yaparken sebzelerin kabuğunu ince ince soyup tasarruf yapması. Üçüncüsü, güzel elleri olması.



4. Bölüm

  • ---



3. Bölüm

  • Hulusi: Hayatta üç şeyi affetmen, Kemal. Birincisi, ıslak mayoyla arabaya oturanları. İkincisi, çerez tabağından önce bademlerle şam fıstıklarını önden önden götürenleri. Üçüncüsü, temiz duygularla da olsa patronun kızına aşık olanları.



2. Bölüm

  • Hulusi: Ben hayatta üç şeyi affetmem. Birincisi, şirket telefonlarından cep telefonlarının aranıp özel görüşme yapılması. İki, lokantalarda çorbanın yanında yeteri kadar ekmek verilmemesi. Üç, bir erkeğin işine gücüne dalıp sevgilisini ihmal etmesi.
  • Hulusi: Ben üç şeyden nefret ederim hayatta. Birincisi, sandaletle yürürken ayağının altına taş girmesi. İkincisi, Fenerbahçe'ye Şampiyonlar Lig'i ön elemesinde kuvvetli bir rakip çıkması. Üç, işine gücüne dadanıp bir insanın karısını ihmal etmesi.



1. Bölüm

  • Hulusi: Hayatta iki şeyi affetmem, Kemal. Birincisi, çalışanlarımdan birinin kızım Simge'ye yan gözle bakması. İkincisi, çalışanlarımdan birinin kızım Simge'ye yan gözle bakması.
  • Hulusi: Hayatta iki şeyden nefret ederim, Kemal. Birincisi, calışanlarımdan birinin kızıma yan gözle bakması. İkincisi, bu krizde gelip avans istemesi.


Created: 27/09/2010
Views: 31191
Online: 0